Melkonyan



test20072012

Untitled document

ANILARIM

Bizim, yani Melkonyanlarýn kökeni Ýzmit’in BAHÇECÝK Kasabasýndan (1900 lerde Bahçecik Köy imiþ) gelmedir. (Bahçeciðin Ermeni Köyü olmasýndan Ermenice adý BARDIZAG’týr)

Birinci Dünya savaþýnda babam Çanakkalede sýhhýye askeri olarak savaþýrken, annesi, babasý ve kýzkardeþi 1915 te Suriyedeki Der Ez Zor Çöllerine sürgün edilirler. Annemi, annesi ve babasý ile Köydeki bir Müslüman Türk ailesi kendi evlerinde sakladýklarýndan, onlar sürgünden kurtulurlar.

Babam savaþ sonrasý Bahçeciðe babasýnýn evine geri döndüðünde, orada Müslüman Türklerin oturduðunu görür, onu eve sokmayýp sokakta býrakýrlar. Annemin ailesini saklýyan Müslüman Türk ailesi babamý evlerine alýr. Böylece babam annemle evlenerek, hepberaber Tekirdaðýna giderler. Orada abim Vartan doðar. Ýstanbulda akrabalarý olduðunu öðrenen babam ailesi ile Ýstanbula taþýnýr. Babam akrabalarýnýn Kasap dükkânýnda çalýþarak birktirdiði para ile tahminen 1926 yýlýnda Büyükadaya taþýnarak orada bir araba ve iki beygir satýn alarak, Faytonculuða baþlar.

Büyükadaya ilk taþýndiklarý ve ayný zamanda 17. Þubat 1929 da doðduðum ev, Aydoðdu sokaðinda ve Düzenli sokaðýna girmeden soldaki arsa içindeki bir ev imiþ. Oradan Lala Hatun sokaðýna, yani Aydoðdu sokaðý ile Lala Hatun sokaðýnýn köþesindeki eve taþýnmýþlar, (ýskele tarafýndan gelirken sola Aydoğdu sokağına saparken, sol köþedeki ev, Aydoğdunun karþý köþesindeki evde ise Saat Meydanýnda ve Börekçi ve ayný zamanda fýrýnda yemek piþiren fýrýn ile arabacýlarýn kahvesinin arasýnda bakkallýk yapan, bir Ermeni ailesi oturuyordu, onlarýn iki oðlu vardý küçüðün adý Kurken büyüðünkü ise Nubar idi. Nubar iskeledeki Tuvaletlerin bulunduðu sokaðýn içinde ve Tuvaletlerin karþýsýnda ilk Gazoz imalâthanesini kurmuþtu. 1941 yýllarýnda ilkokul öðrenicileri gazoz imalâthanesini ziyaret etmiþtik. Onlarýn Lalahatundaki komþularý da Kaptan Mekki idiler). Melkonyanlar sonradan Temenna sokaðý ile Aydoðdu sokaðının köþesindeki ev taþýnmýþlar, ben bu evi iyi hatýrlýyorum. Komþularýmýzýn hemen hemen hepsi Rum Ortodox idiler. Oturduðumuz evin bitiþiðinde ve onlarýn yanýndaki evde Müslüman Türk aileleri oturuyorlardý. Sonraki evlerde ise hep Rum aileleri oturuyordu. Temenna sokaðýnýn Kolbaþý sokaðý ile birleþtiði yerde (karþýsý San Pacifiko Kilisesinin duvarý) büyük bir bahçe içerisinde terzilikle meþgul bir Rum ailesi, onun yanýnda Temenna sokaðýnýn baþladýðý yerde soldaki ilk evde Müjgân adýnda bir kýzlarý olan bir Müslüman Türk, yüzbaþý ailesi oturuyordu. Onlarýn yanýndaki evde ve yanlarýndaki evlerde biribirleri ile akraba olan Rum aileleri oturuyordu. Yukarý doðru solda iki ev arasýnda bir boþluk vardý ve bu boþlukta bir at ahýrý vardý, burada Tanasi ve Andoni adlarında iki çocukları olan arabacı Koço ailesi oturuyordu. Ýki erkek çocuklarý her da akþamlarý babalarýna ahýrda yardým ederlerdi. Bu arsanýn hemen bitiþiðinde Ermeni kökenli Zührevi hastalıklar doktoru Dr. Horhoruni oturuyordu. Ýki oðlu vardý o ailenen, büyüðün adý Vigen ve küçüðün adý da Keðares idi. Onlarýn bitiþiðinde de adý Foti olan bir erkek kardeþleri ile Kalamaras soyadını taşıyan üç Rum kýzý oturuyordu. En büyükleri Marika, onun küçüðü Froso ve en küçüklerinin adý da Anna idi. Froso Kýnalý adadan Vahag adında bir Ermeni kuyumcu ile, Anna ise Kumsalda oturan Dimitri adýnda bir elektrikçi ustasý ile evlendi. Anna sonralarý eþi ile birlikte Almanyaya geldi fakat sonralarý tekrar Türkiyeye dönmek istediklerini duydum. Aydoðdu sokaðýndaki yanýbaþýmýzdaki komþumuz olan ve Çýnar Caddesinde karakola giderken sol tarafta karakola tahminen 30 metre mesafede, Kunduracý þiþman Agopun dükkânýnýn yanýnda, kuyu açan ve her türlü demir iþlerini yapan bir dükkân sahibi olan Franguliler oturuyorlardý. Franguliler Hristiyan Rum Katolik idiler ve daima San Pacifiko Kilisesine giderlerdi. Ýki kýz ve iki erkek kardeþ idiler. Büyük kardeþleri kuyu iþlerine bakan çok iyi bir ustaydý, hatta boþ vakitlerinde buharla çalýþan küçük lokomotifler bile imal ederdi. Lokomotifleri evlerinde çalýþtýrdýðýnda merakla seyrederdik. Kardeþi Emilinin ne iþ yaptýðýný hatýrlamýyorum amma Homoseksuel olduðunu biliyorum. Frangulilerin karþýsýndaki evde kocasýnýn adý Mýgýrdiç olan bir Ermeni ailesi ve onlarýn üst tarafýndaki komþularý da Pepo adýndaki Yunan uyruklu bir duvarcý otururdu. Ermeni ailesinin alt yanlarýndaki iki komþularý ise (bizim evin karþýsýndakiler) yine Ortodoks Rum idiler ve onlardan biri kömürcülük yapardı. Bu kömürcü, insanlar öldükten sonra hayvan olarak tekrar dünyaya geleceklerine inanýr ve eþek olarak dünyaya gelmek istemediðini de açýktan açýða baðýrarak söylerdi. Çok sarhoþ olduðundan biz küçükler arkasýndan baðýrarak onu kýzdýrýrdýk. Annemin deyiþine göre, küçüklüğümde sokakta oynarken, aðlýyarak eve gider, „benimle oynamýyorlar“ diye anneme þikâyet edermiþim (Rumca bilmediðimden). Annem de dýþarý çýkarak Anna adýndaki kýza beni de oyunlarýna almalarý için rica edermiþ. Böylece Rumcayý sokakta, Ermeniceyi evde ve Türkçeyi de ana lisaným olarak öðrenmiþ oldum.
Ýlkokulu Büyükada Ýlkokulunda bitirdim. Birinci sýnýftan itibaren Alaettin Karsanla ayný sýrada yanyana oturduk. Alaettin Karsan Çarkýfelek sokaðýnda, Aydoðdu sokaðýndaki soldaki köþe evinin hemen arkasýnda oturuyordu. Hayvan beslemeyi çok seviyorlardý. Hatýrladýðým kadar keçileri ve ördekleri vardý. Hatta ördeklerinden biri hep uçar ve Temenna sokaðýna kadar gelirdi. Alaettinin kaç kez ördeðinin peþinden koþtuðunu halâ hatýrlýyorum. Alaettinlerin önündeki boþ arsada, (Karanfil çayýrýnda) top oynardýk.
Yaz aylarýnda oraya cambazlar gelir ve her akþam matine yaparlardý. Bir kaç yýl sonra bu cambazlar çayýrýn sonlarýna, þimdiki Seferoðlu Otelinin ön tarafýndaki yere taþýndýlar, ve orada hem telin üstünde cambazlýk yapýyorlardý ve hem de tiyatro oynýyorlardý. Çok iyi hatýrlýyorum Otello’yu oynadýklarýný, kendisi Otello rolunu eþi de Destemonna’yi oynuyordu.
O yýllarda bazý günler okuldan sonra veya Cumaertesi ve Pazar günleri, abimin pastacýlýðý öðrenip kalfa olduðu Artinin pastahanesine gider onlara yardým eder ve karnýmý da pasta ile doyururdum.
Bu Pastahane Ankara Palas’ın (şimdik Prens oteli) altında, vapur iskelesinden Saat Kulesine doðru çýkarken saðda tuvaletlere giden yolun üst köşesindeki, sahibi Rum olan pastahanenin yanýndaki ufak Pastahane idi. Artin usta vefat ettikten sonra, Pastahaneyi eþi Madam Ortanz çalýþtýrmaya devam etti. Son yýllarda ise, Saat Meydanýnýn karþý tarafýndaki börek fýrýnýnda çalýþmakta olan Mundiyi ortak olarak yanýna alýp bu pastahaneyi vefat edene kadar çalýþtýrdý. Madam Ortanz kasada oturur pastalarýn parasýnýn ödenmesine dikkat ederdi. Dükkânda dört masa vardý, isteyen oturup yerdi, isteyen de kâðýda sarýlý pastayý alýp dýþarýda dolaþarak yerdi.
Annem beni mutlaka Ermeni okuluna göndermek istiyordu ama en yakýnýmýzdaki Ermeni okulu Kýnalýadada idi, küçük yaþta beni oraya vapurla göndermediler, bu nedenle Ermenice okumam yazmam yoktu. Beni Ermeni lisesine göndermek istediklerinden Ermenice okumam gerekiyordu. Ben dördüncü sýnýfta iken annem bana evde Ermenice okumayý ve yazmayý öðretti. Bildiðime göre Bahçecikte Amerikan Koleji (Robert Kollege) bile varmýþ, demekki annem orada çok þey öðrenmiþ ki bana Ermenice okuma yazmayý öðretebildi.
Ýlkokulu bitirince evvela Pangaltýdaki Mýhitaryan lisesinde okudum. Orasý uzak olduðu için Galatadaki Getronagan lisesine geçtim. Orada ortayý bitirdikten sonra iki yýl liseye devam ettim amma bitirmeden okuldan ayrýlýp iþ hayatýna atýldim. Ýlk baþta Adalý Ýstamatta Garbis ile birlikte çalýþtým sonra Ýstanbulda bir vantilator imalathanesinde iþe baþladým.
Büyükadada iken Ýsmail Özyýlmazla çayýrlarda ve Tepeköyde kaleci olarak top oynardým. O zamanlar Büyükada Takýmýnda Kaleci Minnoþ vardý. Sonralarý kendime bir ferdi spor aradým ve Boksu seçtim.

Evvelâ Þiþli kulübünde boksa baþladým. Büyükadada Karakolunun karþýsýnda, şimdiki Lido tesisleri, denize inen yerde eski harabeler vardý orada dörtköþe Ringe benzeyen etrafý demir parmaklýklarla çevrili bir tarasa vardý Pazar günleri Yervant Kabeyanla orada antreneman yapardýk.
Askerlik görevime 1949 da Karadeniz Ereðlisinde baþladým. Üç ay eðitim gördükten sonra Ankaya gönderildim. Orada Levazým bölüðünde hem Tamirhanede çalýþýr ve hemde yazýcýlýk yapardým.
Bölüðümüz istasyonda olduðundan stadyoma yakýndýk. Ben hergün stadyoma gider antreneman yapardým. Yüzbaþým Mustafa Atakaný Atatürkün bir evlatlýðý idi ve bana Fahri derdi. Boks yaptýðýmý öðrenince bana daha fazla ilgi gösterdi ve ben de antrenemanlarýmla çok ilerleyip orada 60 kiloda Ankara Boks þampiyonu oldum. Ankara Ýstanbul karşılaşmasında Ankarayı temsil ederk, Boks hayatýmda bir çok muvaffakiyetler kazandým.
Terhisimden sonra Istanbulda Elektrik kulübüne girdim ve orada da çok muvaffak oldum. 1953 yýlýnda Ýstanbul ikincisi olduðum halde, Türkiye þampiyonasýna beni Ankaraya gönderdiler. Orada da kendimi gösterek rakiplerimi yenip 63,5 kiloda Türkiye Boks þampiyonu oldum. Ýstanbulda 1954 yýlýnda Ýstanbul þampiyonu oldum fakat Türkiye þampiyonasýna gidemedim çünkü Garbis Zakaryanla yaptiðým bir antrenemanda gözümün arkasýnda bir beyin kanamasý geçirdim ve böylece Boks hayatýma veda etmiþ oldum. Tehlikeyi atlattýktan sonra akþamlarý Kulübe gidip antreneman yapanlarý seyreder onlara yardým etmeye çalýþýrdým.
Hayatýmýn gidiþatýný 6/7 Eylül 1955 tarihi oldu. Akþam bir kaç arkadaþla kulüpten ayrýlýp Taksime çýktýðýmýzda caddenin üstü dükkânlardan dýþarý atýlan eþyalarla dolu idi, yürüyecek yer yoktu, halk çýlgýnlaþmýþ bir durumda idi, vitrinleri kýrýyor, dükkânýn içine girip herþeyi sokaða atýyorlardý.

Gerisini yazmama gerek yok, o günleri bütün dünya izledi. Ertesi günü ise Ýstanbulda oturan bir Rum asýllý tanýdýðým bana, geçen geceki yaþamýþ olduðu olaylarý, 30 kiþinin evine girdiðini ve yaþlý annesi ile eþine yapýlanlarý anlatýnca, aklýma Hitlerin 1938 yýlýnda bir gece Yahudilere yaptýklarý aklýma geldi.

Bu nedenle dýþ ülkelere çýkmaya karar verdim. Bir yýl sonra Lala Hatun’da oturan Mekki’nin gemisine, bir Gemici cüzdaný çýkararak, binerek Ýngiltereye oradan Danirmakaya, Norveçe ve Hollandaya gittik.

Hiçbir yerde kalmam mümkün olmadý. Danimarkada ufak bir ümidim olmuþtu fakat o da gemideki bir olay nedeni ile yerine gelmedi. Olay da þöyle:
Gemi Danimarka iskelsine yanaþýr yanaþmaz, dört Gümrük Memuru girdi gemiye. Baþladýlar geminin her köþesini aramaya. En son kömür dairesine girdiler ve kömürlerin arasýdaki saklý sigaralarý buldular.

Ne olduysa ondan sonra oldu, gemicilerin birkaçý Gümrük Memurlarýna saldýrarak onlarý gemiden dýþarý attýlar ve silâhlý kuvvet gelmeden bütün sigara paketlerini kazana atarak yaktýlar.
Gümrük Memurlarý ile birlikte gelen Silâhlý Kuvvet Memurlarý gemide hiçbir kaçak mal bulamayýnca, Memurlara saldýranlarý aradýlar.
Bütün gemi mürettebatý geminin güvertesinde Memurlar tarafýndan teþhis edilmeleri için toplandýlar. Memurlara saldıranların teşhisine mani olunması için Ateþçi, kamarot giyimi ile, kömürcü aþçý giyimi ile, anlýyacaðýn herkes deðiþik kýyafetlerle güvertede toplandý. Memurlar onlara saldýranlarý teþhis edemeyince, Kaptana bir ültimatom verildi: Ja saldýrýcýlarý gösterirsin ya da yola çýkamazsýn, denildi. Kaptan da Kamarotunu saldýrýcý olarak göstermek mecburiyetinde kaldý. Kamarot bir ay hapis cezasý yediðinden bizde bir ay Danimarkada kaldýk. Bu süre ben genç bir hemþire ile arkadaþlýk kurdum ve evlenip orada kalmaya karar verdim. Gelgelelim kýzýn babasý gazeteleri okumuþ ve gemicilerin yaptýklarýný da öðrenince “ben kýzýmý Türke vermem” demezmi!
Böylece orada kalmama imkân kalmadý. Hollanda da bir ay kadar kaldýk amma orada kalabilme imkânýný bulamadým, kaçmak ta istemiyordum, niyetim hukuki yoldan bir dýþ ülkede kalabilmekti. Yunanistana gelince, Selânikte gemiden ayrýlýp iki gece oradaki Barlarda eðlendikten sonra döndüm yine beni sevmiyen Vatanýma.
Bir yýl sonra 1957 de bir tanýdýðýmýn aracýlýðý ile þimdik yaþamakta olduðum Oelde’deki bir Firmada iþ bularak buraya geldim o yandan bu yana burada hür olarak yaþýyorum. Üç çocuðum var evim barkým yerinde, her yýl seyahata çýkýyor ve dünyayi dolaþýyorum. Asya ülkeleri hariç bütün dünyayý dolaþtým, son gittiðimiz yer bu yýl Suriye ve Ürdün seyahatimiz’di. Dönüþümüzde ise Ýstanbul ve Büyükadayý ziyaret etmemiz oldu. Her yıl Istanbula gelir ve Büyükadamızı ziyret ederiz.

 

Seite zurück: test
nächste Seite: test4


 

© Copyright 2004-2018 - CMS Made Simple
This site is powered by
CMS Made Simple version 1.11.11
Template Womba2

Design: by DNA4U, das andere Ge(n)schenk®